15 YILDIR KAYIPTI… TA Kİ ERKEK KARDEŞİ



Eski bir otobüs bileti.

Bilet, Milan’ın defterinin arka kapağının içine bantlanmıştı.

Varış yeri Sofya idi.

Tarih ise fotoğrafla aynı gündü.

Nikola ayağa kalktı.

— O zaman Sofya’ya gitmiş.

Komiser Jelena cevap vermeden önce birkaç saniye sustu.

— Belki.

— Belki ne demek?

— Çünkü aynı gün Milan da Sofya’daymış.

Odadaki hava bir anda değişti.

Dragan kaşlarını çattı.

— Bunu nereden biliyorsunuz?

Jelena bilgisayar ekranını çevirdi.

On beş yıl öncesine ait eski bir otel kaydı vardı.

Milan’ın adı açıkça görünüyordu.

İki gece kalmıştı.

Ama kayıtta dikkat çeken başka bir ayrıntı vardı.

Oda iki kişilik olarak tutulmuştu.

Milena ellerini ağzına götürdü.

— Elena onunla mıydı?

Komiser Jelena derin bir nefes aldı.

— Bunu öğrenmeye çalışıyoruz.

Polisler otelin yıllar önceki çalışanlarına ulaşmaya başladı.

Çoğu hiçbir şey hatırlamıyordu.

Ancak otelin eski resepsiyon görevlilerinden biri Milan’ın fotoğrafını görünce uzun süre ekrana baktı.

Sonra şu cümleyi söyledi:

— Bu adamı hatırlıyorum.

Komiser Jelena hemen sordu:

— Yanında genç bir kız var mıydı?

Adam sustu.

— Vardı.

Nikola’nın nefesi kesildi.

— Elena mıydı?

Eski görevli fotoğrafa biraz daha yaklaştı.

— Onu bilmiyorum. Ama kız çok korkmuş görünüyordu.

Sonra beklenmedik bir şey söyledi.

— Fakat ertesi sabah adam otelden yalnız ayrıldı.

— Kız neredeydi?

Görevlinin yüzü gerildi.

— Onu bir kadın gelip aldı.

Komiser Jelena hemen öne eğildi.

— Nasıl bir kadın?

Adam birkaç saniye düşündü.

— Kırklı yaşlarındaydı. Kız onu görünce ağlamaya başladı. Sonra sarıldılar.

Milena şaşkınlık içinde ekrana bakıyordu.

— Kimdi o kadın?

Görevli başını salladı.

— Adını bilmiyorum.

Tam görüşmenin biteceği sırada adam sanki bir şey hatırlamış gibi durdu.

— Bir dakika…

Herkes ona baktı.

— Kadın giderken resepsiyonda bir belge imzalamıştı.

Komiser Jelena’nın gözleri büyüdü.

— O kayıt hâlâ duruyor olabilir mi?

Adam bilgisayarından eski arşivlere baktı.

Birkaç dakika sonra ekrana bir belge geldi.

Altındaki imza güçlükle okunuyordu.

Jelena belgeye yaklaştı.

Sonra hiçbir şey söylemeden Milena’ya baktı.

Milena’nın yüzü bir anda değişti.

Çünkü o imzayı tanımıştı.

— Bu olamaz…

Nikola annesine döndü.

— Anne, kimin imzası bu?

Milena cevap vermedi.

Sadece ekrana bakıyordu.

Gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı.

Sonunda dudaklarından tek bir isim çıktı.

Ve o isim, Elena’nın kaybolmasının yalnızca Milan’ın sakladığı bir sır olmadığını ortaya koyacaktı…

3. BÖLÜM
Milena’nın dudaklarından çıkan isim odadaki herkesi susturdu.

— Vesna…

Nikola kaşlarını çattı.

— Vesna kim?

Milena elleri titreyerek sandalyeye oturdu.

Dragan ise bir anda ona döndü.

— Milena… Bana bak. Bu kadın kim?

Milena cevap vermekte zorlandı.

Sanki yıllardır kapalı tuttuğu bir kapı, tek bir imzayla yeniden açılmıştı.

— Annemin kız kardeşi, dedi sonunda. Teyzem Vesna.

Nikola birkaç saniye hiçbir şey söylemedi.

Sonra şaşkınlıkla annesine baktı.

— Benim hiç bilmediğim bir teyzem mi var?

Milena gözlerini kapattı.

— Çünkü babam ondan nefret ederdi.

Komiser Jelena sandalyesini biraz yaklaştırdı.

— Neden?

Milena derin bir nefes aldı.

— Vesna gençken babamla sürekli tartışırdı. Babamın kontrolcü biri olduğunu söylerdi. Annem öldükten sonra daha da uzaklaştı. Bir gün çok büyük bir kavga ettiler. Sonra Vesna ülkeyi terk etti.

— Nereye gitti?

— Sofya’ya.

Nikola ayağa fırladı.

— O zaman Elena’yı alan kadın gerçekten Vesna olabilir!

Komiser Jelena hemen ekip arkadaşlarına döndü.

— Vesna’nın tam adını ve eski adreslerini bulun.

Araştırma birkaç saat sürdü.

Akşam olduğunda polisler yıllar öncesine ait bir kayıt bulmayı başardı.

Vesna Petrovic.

Sofya’da küçük bir terzi dükkânı işletmişti.

Fakat dükkân on iki yıl önce kapanmıştı.

Daha sonra başka bir adrese taşınmıştı.

Komiser Jelena ertesi sabah Bulgaristan’daki yetkililerle irtibat kurdu.

Ve iki gün sonra beklenen haber geldi.

Vesna yaşıyordu.

Yetmiş iki yaşındaydı.

Sofya’nın dışındaki küçük bir kasabada tek başına yaşıyordu.

Polisler onunla görüşmek istediğinde kadın önce hiçbir şey söylemek istemedi.

Fakat Milan’ın öldüğünü öğrendiği anda uzun süre sessiz kaldı.

Sonra yalnızca şunu söyledi:

— Artık saklamanın anlamı yok.

Nikola, Milena ve Dragan görüntülü görüşmenin yapılacağı odada yan yana oturuyordu.

Ekran açıldığında yaşlı bir kadın göründü.

Saçları tamamen beyazlamıştı.

Yüzünde derin çizgiler vardı.

Milena ekrana bakar bakmaz ağlamaya başladı.

— Teyze…

Vesna gözlerini kapattı.

— Beni affet, Milena.

Nikola sabırsızca öne eğildi.

— Elena nerede?

Vesna hemen cevap vermedi.

Sanki o soruyu on beş yıldır bekliyordu.

— Elena ölmedi, dedi.

Odadaki herkes donup kaldı.

Milena’nın ağzından boğuk bir ses çıktı.

Dragan sandalyesinin kenarına tutundu.

Nikola ise duyduğu cümleyi anlamaya çalışıyordu.

— Ne dediniz?

— Elena ölmedi.

Nikola ayağa kalktı.

— Nerede o zaman?

Vesna’nın gözleri doldu.

— Bilmiyorum.

Nikola masaya vurdu.

— Nasıl bilmiyorsunuz? Otelde onu siz aldınız!

— Evet.

Bu cevap odanın içinde yankılandı.

Komiser Jelena sakin bir sesle konuştu.

— Baştan anlatın.

Vesna uzun süre sustuktan sonra anlatmaya başladı.

Elena’nın kaybolmasından yaklaşık iki yıl sonra Milan onu aramıştı.

Yıllardır konuşmadığı kız kardeşine ilk kez ulaşmıştı.

Telefonda yalnızca şunu söylemişti:

“Yaptığım şeyi düzeltemiyorum.”

Vesna başta ne demek istediğini anlamamıştı.

Aylar sonra Milan tekrar aramıştı.

Bu kez ağlıyordu.

Elena’nın kulübenin altındaki odada tutulduğunu itiraf etmişti.

Milena hıçkırarak ağlamaya başladı.

Dragan yumruklarını sıktı.

Nikola ise gözlerini ekrandan ayırmıyordu.

Vesna devam etti.

— Elena o gece Milan’ı bahçedeki kulübede bir şey saklarken görmüş. Milan paniğe kapılmış. Onu korkutmak istemiş. Sadece birkaç saat orada tutacağını söylemiş.

— Ama üç yıl sürdü, dedi Nikola.

Vesna başını eğdi.

— Evet.
Reklamlar