15 YILDIR KAYIPTI… TA Kİ ERKEK KARDEŞİ

15 YILDIR KAYIPTI… TA Kİ ERKEK KARDEŞİ, ONUN İÇ ÇAMAŞIRINI DEDESİNİN YATAĞININ ALTINDA SAKLANMIŞ HALDE BULANA KADAR…
2. BÖLÜM HİKAYE:
Nikola’nın kalbi deli gibi çarpmaya başladı.


Merdivenlerin başında duruyor, aşağıdan gelen ayak seslerini dinliyordu. Babası Dragan kolundan tutup onu geri çekmeye çalıştı.

— Nikola, aşağı inme.

Ama Nikola sanki onu duymuyordu.

On beş yıldır ablasına ne olduğunu düşünerek yaşamıştı. Şimdi cevabın birkaç metre altında olabileceğini bilmek, olduğu yerde durmasını imkânsız hale getiriyordu.

Komiser Jelena yeniden göründüğünde yüzü bembeyazdı.

— Herkes dışarı çıksın, dedi.


Dragan hemen sordu:

— Ne buldunuz?

Jelena birkaç saniye cevap vermedi.

— Önce olay yeri ekibinin çalışması gerekiyor.

— Kızımla ilgili bir şey mi buldunuz?

Dragan’ın sesi titriyordu.

Jelena bu kez gözlerini kaçırdı.

— Evet.


Nikola bunu duyduğu anda merdivenlere yöneldi.

İki polis önünü kesti.

— Bırakın beni! O benim ablam!

Aşağıdan fotoğraf makinelerinin sesleri geliyordu.

Bir süre sonra polislerden biri elinde şeffaf bir delil poşetiyle yukarı çıktı.

Poşetin içinde mavi bir kumaş parçası vardı.

Milena onu görür görmez duvara tutundu.

— Hayır…

Nikola da tanımıştı.

Elena’nın kaybolduğu gün giydiği mavi ceketin bir parçasıydı.

Ama asıl korkunç olan biraz sonra ortaya çıktı.

Yer altındaki odalardan birinin duvarında yüzlerce çizik bulunuyordu.

Gün saymak için atılmış çizikler.

Beşerli gruplar halinde.

Duvarın bir köşesinde ise solmuş bir kalemle yazılmış tek bir cümle vardı:

“Nikola, seni bırakıp gitmedim.”

Nikola bunu duyduğu anda dizlerinin üzerine çöktü.

Yıllarca herkes Elena’nın kendi isteğiyle kaçmış olabileceğini söylemişti.

Ama



ablası bunu biliyordu.


Bir gün kardeşinin gerçeği öğrenebileceğini düşünmüş ve ona mesaj bırakmıştı.

Komiser Jelena, kahverengi defteri incelemek için karakola götürdü.

Defter Milan’a aitti.

İlk sayfalarda sıradan şeyler yazıyordu.

Bahçede yaptığı işler.

Aldığı ilaçlar.

Komşularla yaşadığı tartışmalar.


Fakat ilerleyen sayfalarda yazılar değişiyordu.

Elena’dan söz etmeye başlamıştı.

“Çok soru soruyor.”

“Annesine anlatmasından korkuyorum.”

“Bu gece kulübeye geldi.”

“Artık yukarı çıkmasına izin veremem.”

Komiser Jelena o satırları okurken odadaki herkes sessizdi.

Dragan bir anda ayağa kalktı.


— Yani o gece Milan…

Jelena sözünü tamamlamasına izin vermedi.

— Defterde henüz ne olduğunu kesin biçimde anlatan bir bölüm yok. Ama Elena’nın burada tutulmuş olduğuna dair güçlü işaretler var.

Milena başını kaldırdı.

— Babam kızımı burada mı tuttu?

Kimse cevap veremedi.

Çünkü bu sorunun cevabı bile yeterince korkunçtu.

Fakat daha korkuncu henüz gelmemişti.

Yer altındaki odaların en sonunda paslanmış demir bir kapı vardı.

Kapı yıllardır açılmamış gibi görünüyordu.

Olay yeri ekibi kilidi kırdığında içeride küçük bir yatak, eski battaniyeler ve duvara monte edilmiş bir raf buldu.

Rafta birkaç çocuk kitabı vardı.

Bir tarak.

Kırık bir ayna.

Ve üzerinde beyaz çiçekler işlenmiş küçük bir bez çanta.

Nikola o çantayı fotoğraftan görür görmez tanıdı.

Elena onu her yere götürürdü.

Fakat odada Elena’ya ait herhangi bir kalıntı bulunamadı.

Bu durum herkesi daha da şaşırttı.

Eğer Elena orada tutulmuşsa…

Sonra nereye gitmişti?

Ertesi sabah Komiser Jelena yeniden aileyle görüştü.

Masaya eski bir fotoğraf bıraktı.

Fotoğraf, Milan’ın defterinin arasından çıkmıştı.

Fotoğrafta genç bir kız arkası dönük halde bir otobüs durağında duruyordu.

Saçları Elena’nınki kadar uzundu.

Üzerinde açık renk bir mont vardı.

Fotoğrafın arkasında ise bir tarih yazılıydı.

Elena’nın kaybolmasından tam üç yıl sonrası.

Nikola şaşkınlıkla Komiser Jelena’ya baktı.

— Bu ne demek?

— Elena üç yıl sonra hâlâ hayatta olabilir, dedi Jelena.

Milena’nın elleri titremeye başladı.

— O zaman babam onu serbest mi bıraktı?

Jelena başını salladı.

— Bilmiyoruz.

Sonra masaya ikinci bir şey koydu.DEVAMI DİĞER SAYFADA 
Reklamlar