Geçmişin En Büyük Sırrı Ortaya Çıkmak Üzereydi




Geçmişin En Büyük Sırrı Ortaya Çıkmak Üzereydi
Annemin sorduğu soru odayı buz gibi yaptı. "Sen... Yusuf Usta'nın oğlu Emir yanlış mı?" Emir'in çevresi bütün renk çekildi. Birkaç saniye boyunca tek kelime yazılabilir. Sonunda saçlarını eğdi. "Evet..." diye fısıldadı. "Ama bunu nereden biliyorsun?" Annem sandalyesine çöktü. Gözleri dolmuştu. Babam da şaşkınlıkla ona bakıyordu. Ben ise hiçbir şey anlamıyorum. "Anne, bana biri şu kişileri açıklayacak mı?" Annem derin bir nefes aldı. "Yıllar önce, sen daha doğmadan önce, baban küçük bir marangoz atölyesinde çalışıyordu. Patronu Yusuf Usta'ydı. Dürüstlüğüyle çok iyi bir adamdı. Küçük bir oğlu vardı. Adı da Emir'di." Emir dinliyordu. Annem devam etti. "Bir gün atölyede büyük bir yangında kül oldu. Yusuf Usta borçlarını ödeyemedi. Birkaç ay sonra da hastalanıp hayatını kaybetti. Oğlunun akrabalarının gittiği duymuştu. Sonra izini kaybettik." Emir gözü yere indirdi. "Hepsi doğru." Babamın meraklarıyla sordu. "Peki sana ne oldu?" Emir acı bir tebessüm etti. "Beni amcam yanında aldı ama beni hiçbir zaman istemedi. Sekiz yaşında gelir gelmez evden kovuldum. Çeşitli işlerde çalıştım. Bir süre her şey yolundaydı. Sonra uğraştığım şirket battı. Aynı dönemde ciddi bir trafik kazası kazasında. Aylarca çalışamadım. Birikimimdi. Evimi kaybettim." Odadaki sessizlik daha da ağırlaştı. "İnsan bir kez düştü mü yeniden açmayı sandığınız kadar kolay olmuyor" dedi. Kimse konuşamadı. Ben ise onu ilk kez geleceğimde düşündüm. Parktaki bankta otururken gözlerinde tuhaf bir hüzün vardı ama tek bir kez olsun kendine acındırmaya çalışmamıştı.DEVAMI DİĞER SAYFADA

Reklamlar