Kâğıt titreyen ellerimin arasında açıldı.
İlk satırı okuduğumda nefesim kesildi.
İkinci satırda gözlerim doldu.
Üçüncü satıra geldiğimde ise kâğıdı elimden düşürdüm.
“Bu nasıl mümkün olabilir?” diye fısıldadım.
Baran eğilip kâğıdı yerden aldı.
“Bunu senden yıllarca saklamak zorunda kaldım.”
Başımı kaldırıp ona baktım.
“Ne sakladın?”
Baran birkaç saniye sustu.
Sonra koridorun duvarına yaslandı.
“Bahar’ın çocuk sahibi olamayacağını biliyor muydun?”
Kaşlarımı çattım.
“Hayır.”
“Doktorlar yıllar önce ona bunu söylemişti.”
“Peki ikizler?”
Baran’ın gözlerinden yaşlar süzüldü.
“İşte mesele de bu.”
Kalbim daha hızlı atmaya başladı.
Ameliyathanenin kapısına baktım.
İçeride kız kardeşim hayatı için savaşırken ben burada, onun hakkında bilmediğim gerçeklerle yüzleşiyordum.
“Bana her şeyi anlat.”
Baran cebinden eski bir zarf çıkardı.
“Bahar’la evlenmeden birkaç ay önce bunu öğrendim.”
Zarfı bana uzattı.