Bu yüzden bu tatili size hediye etmek istedim. Lütfen bunu bir yardım olarak değil, yıllar önce bana uzatılmasını istediğim ama hiç uzatılamayan bir el olarak görün.
Umarım Elif’in yüzündeki gülümsemeye küçücük de olsa katkım olur.
Sevgiyle… Murat.”
Mektubu bitirdiğimde odada sessizlik vardı.
Babam gözlerini siliyordu.
Elif ise müzik kutusunu kucağına almış, melodiyi dinliyordu.
“Dede,” dedi gülümseyerek, “Bence bu amca çok iyi biri.”
Babam başını salladı.
“Evet kızım. Dünyada hâlâ iyi insanlar var.”
Ertesi gün otel müdürü bize bir sürpriz daha olduğunu söyledi.
Murat Bey, denize açılan küçük bir tekne turu da ayarlamıştı.
Elif can yeleğini giydiğinde heyecandan yerinde duramıyordu.
Martıları izledi, yunusları gördü ve hayatında ilk kez ufkun sonsuzluğuna baktı.devamı sonraki sayfda….
“Evet canım?”
“Artık masallardaki denizin gerçekten var olduğunu biliyorum.”
O an ağlamamak için yüzümü başka tarafa çevirdim.
Tatil boyunca telefonuma birkaç kez bilinmeyen numaradan mesaj geldi.
Mesajlarda yalnızca tek bir cümle yazıyordu.
“Elif gülümsüyor mu?”
Kimin gönderdiğini tahmin etmek zor değildi.
Her seferinde sadece bir fotoğraf gönderdim.
Elif’in güldüğü fotoğraflar…
Başka hiçbir şey.
Dönüş günümüzde havaalanına gitmeden önce otelin resepsiyonunda bize küçük bir zarf daha teslim edildi.
İçinde sadece şu not vardı:
“Beni aramaya çalışmayın. Teşekkür etmenize gerek yok. Eğer bir gün şartlarınız elverirse, siz de tanımadığınız bir çocuğun hayalini gerçekleştirin. O zaman bana en büyük teşekkür etmiş olursunuz.”
Aylar geçti.
Elif’in hastalığı ne yazık ki ilerlemeye devam etti.
Artık daha çabuk yoruluyordu.
Bir gece odasına girdiğimde müzik kutusunu dinleyerek uyuyakalmıştı.
Başucunda ise denizden topladığı birkaç küçük kabuk duruyordu.
Son günlerinde bana sık sık aynı şeyi söyledi.