Akşam yemeğine hazırlanmak için otel odamıza döndüğümüzde kapı çaldı.
Kapıda otel müdürü vardı.
Elinde özenle hazırlanmış bir kutu tutuyordu.
Bana bakıp, "Hanımefendi, bu tatille ilgili bilmediğiniz bir gerçek var. Bunu size ve Elif'e bizzat teslim etmem istendi." dedi.
Elif merakla bana baktı.
Kutuyu açtığım anda dizlerimin bağı çözüldü.
Ama kutunun içindeki hediyeden çok, üzerine iliştirilmiş kartta yazan gönderenin ismini görünce hayatımın en büyük şokunu yaşadım…devamı diğer sayfada
Kutunun üzerindeki küçük kartı titreyen ellerimle çevirdim.
Gönderen kısmında tek bir isim yazıyordu:
“Murat Yıldırım.”
Boğazım düğümlendi.
Bu isim bana hiçbir şey ifade etmiyordu.
Babamın adı Hasan’dı. Elif’in babası ise kızım doğmadan önce bizi terk etmişti ve adı Murat değildi. Kartın altında ise kısa bir not vardı.
“Lütfen bu hediyeyi Elif’in yanında açın. Umarım ona birkaç güzel an daha yaşatabiliriz.”
Şaşkınlıkla otel müdürüne baktım.
“Bu kişi kim? Bizi nereden tanıyor?” diye sordum.
Müdür derin bir nefes aldı.
“Hanımefendi, aslında bunu anlatmam yasaktı. Ama kutuyu teslim etmem özellikle rica edildi. Size zarar verecek hiçbir şey yok. Tam tersine… Bu tatil boyunca bütün masraflarınız gizlice ödendi.”
Ne dediğini anlayamamıştım.
“Nasıl yani? Bu tatili babamın birikimleriyle yaptık.”
Müdür başını iki yana salladı.
“Rezervasyon yapılırken ödemeniz alınmıştı. Fakat birkaç saat sonra biri bizi aradı ve bütün ücretinizi iade etmemizi istedi. Konaklamanız, yemekleriniz ve hatta dönüş biletleriniz bile o kişi tarafından yeniden satın alındı.”
Gözlerim doldu.
“Kim yaptı bunu?”
“Size yalnızca adını söylememe izin verildi. Murat Bey, gerisini uygun görürse kendisi anlatacak.”
Kutunun içini açtığımda gözyaşlarımı tutamadım.
İçinde deniz kabuklarından yapılmış küçük bir müzik kutusu vardı.
Kapağını kaldırınca yumuşak bir melodi çalmaya başladı.
Daha fazlasını keşfedin
Kutunun altına yerleştirilmiş başka bir zarf daha vardı.
Bu kez mektup uzundu.
“Sevgili Elif,
Ben seni hiç tanımıyorum. Ama hikâyeni birkaç hafta önce hastanede çalışan bir arkadaşım sayesinde öğrendim.
Çocukluğumda ben de ölümcül bir hastalık geçirdim. Doktorlar yaşamamın mucize olduğunu söylemişti. O günlerde benim de en büyük hayalim denizi görmekti. Ailem bunu gerçekleştirecek imkâna sahip değildi.
Yıllar sonra iyileştim, çalıştım ve kendi şirketimi kurdum. Kendime bir söz vermiştim: Eğer bir gün imkânım olursa, benim yaşayamadığım mutluluğu başka çocuklara yaşatacaktım.