Komşumuzun Küçük Kızını Gördüğüm An Dünyam Başımı Yıkıldı

"Murat bir mucize yarattı" dedi Selim, gözlerine bakarak. "Murat bir suç işledi. Bilimsel bir cinayet, etik bir katliam yaptı. Eşim Leyla'dan alınan sağlıklı yumurtaları ve benim genetik büyütmemi kullanarak embriyolardan en sağlıklısını seçti. Ama o embriyoyu Leyla'ya transfer etmek yerine, laboratuarda gizlice ikiye böldü. Yapay bir ikizleme işlemi yaptı. Embriyolardan birini senin rahmine yerleştirdi, diğerini ise Leyla'ya..." Gerçeğin Çıplak Dehşeti Beynim zonkluyordu. Kulaklarımda uğultular başladı. Selim'in hacmi Türkçe olarak hissini ama mantıksal olarak filtrelenemiyordum. "Yani..." dedim sesim titreyerek. "Elif... Benim biyolojik salınım değil mi?" Selim başını öne eğdi. "Elif ve benim yaptıklarım Melis... Onlar tek yumurta ikizleri. Ama Elif'i sen doğurdun, Melis'i Leyla. Yıkılmıştım. Dünya çapında yıkılmıştı. Yıllardır bağrıma bastığım, aboneliğimi çektiğim, gözün içine baktığım Elif'im, benim kanımdan değildi. O, şu yan bahçede koşturan Melis'in genetik ikiziydi. Murat, hayatımızı devasa bir yalanın üzerine inşa etmişti. "Peki neden şimdi?" diye bağırdım anında, içerdeki acı öfkeye dönüşürken. "Neden yedi yıl sonra çıktınız? Neden buradasınız?" Selim'in gözlerinden bir damla yaş süzüldü. "Leyla geçen yıl kanserden öldü. Ölmeden önce klinikteki birinden bu hastalığı öğrenmiş. Murat'ın peşinde düşmüş ama ömrü yetmedi. Ben ise her şeyi öğrendiğimde delirmenin eşiğine gelmişti. Son Hesaplaşma Eve nasıl döneceğim, kapıyı nasıl açarmı kullanırım. İçeri girdiğimde Murat salonda, başı ellerinin arasında oturuyordu. Beni gördüğünde yüzümdeki ifadeden her şeyin anlaşıldığı. İnkar yapmadı. Ağlayarak dizlerinin üstüne çöktü. "Seni bisikletle dolaşıyorum" diye hıçkırdı. "Çocuk sahibi olamazsak beni terk edeceklerini düşündün, onun günü ağladı. Laboratuarda o embriyolar mevcuttu. Kimse bilmeyecekti, kimse fark etmeyecekti. Elif'i sen doğurdun, onu sen büyüttün! O senin özellikleri!" "Sus!" diye bağırdım. "O bir oyun hayatını yaşamak, bir aileyi kandırmak! Sen bir canavar yaratmışsındır sen Murat, bizim hayatımızı bir laboratuvar deneyine çevirmişsin!" O gece Murat evden gitti. Gitmesini ben saklamadım. Elif odasında hiçbir şey olmadan uyurken, ben yatağının çöküp sabaha kadar ağladım. Onun yüzündeki şapkası, onun çizgisi şimdi hem çok göze çarpan hem de çok yabancı bir davranıştı. Ama parçadaki o anne şefkati, o kopmaz bağ zerre kadar eksilmemişti. Onu dokuz ay karnımda taşımıştım,ilk nefesinde ben vardım, ilk düştüğünde dizini ben öpmüştüm. Genler ne derse tasarımı, o benim dağılımıydı. Yeni Bir Şafak ve Anlamlı Bir Son Aradan aylar geçti. Murat ile boşandık; Bunların tıbbi suçları ve sahtekarlık nedeniyle hakkında yasal süreç başlatıldı. Hayatımız bir daha asla eskisi gibi olmayacaktı, ama kesindi. Ancak bu karanlık hikayenin içinde, kaderin bize sunduğu tuhaf bir kaderi belirledi. Selim ve ben, iki yaralı anne ve baba olarak, çocukların bu çocukların zarar görmemesi için bir araya geldik. Elif ve Melis'e gerçeği henüz onların anlayabileceği şekilde depolamak için tam olarak anlatmadık. Bunların sadece, hayatımızın bize sunduğunu mucizevi bir tesadüfle karşılıklı bulan "ruh ikizleri"nin yönettiğini söyledik. Şimdi bahçeye bakıyorum. Elif ve Melis, üzerlerinde aynı renk elbiselerle, el ele tutuşmuş sallanıyorlar. Kahkahaları birbirine karışıyor, yüzleri gibi sesler de aynı. Evet, hayatım altüst oldu. Evet, tüm doğrular bir gecede yalan çıktı. Ama o gelenlerin içinden, birbirlerinden hiç tanımadan büyüyen iki kız kardeşinin bağını koparmayan, onları yan yana gelen bir sevgi doğdu. Biyolojik olarak kim olabilir, ama kimin annesi, kimin ailesinin sadece para imkanları ve kalbimizdeki sarsılmaz sevgi belirler. Elif mevcut olup, artık geniş, sıra dışı bir ailemiz var.
Reklamlar