ACİL SERVİSTE 3 YAŞINDAKİ BİR KIZIN HAYATINI



Nilsu’yu evlat edindim.

İlk zamanlar hiç kolay olmadı.

Ben uzun saatler çalışıyordum, Nilsu ise neredeyse her gece ağlayarak annesinin ne zaman geleceğini soruyordu.

Bazen ne söyleyeceğimi bilemiyor, sadece yanına uzanıp uyuyana kadar elini tutuyordum.

Ama aylar geçtikçe yaralarımız birlikte iyileşmeye başladı.

Nilsu hayatıma girdiği andan itibaren benim için yalnızca evlat edindiğim bir çocuk olmadı.

O benim kızımdı.

Bütün dünyamdı.

Aradan tam on beş yıl geçti.

Ve sonunda Nilsu’nun on sekizinci yaş günü geldi.

Evi birlikte süsledik, bahçede mangal yaptık ve en yakın arkadaşlarını davet ettik.

Nilsu arkadaşlarıyla kahkahalar atarken kapının çaldığını duydum.

Kapıyı açtığımda dışarıda hiç kimse yoktu.

Sadece kapının önüne bırakılmış büyükçe bir HEDİYE KUTUSU vardı.

Kutunun üzerinde küçük bir kart duruyordu.

Kartı elime aldığımda şu cümleyi okudum:

“KIZINIZIN SİZDEN YILLARDIR SAKLADIĞI ŞEYİ ÖĞRENMENİZİN ZAMANI GELDİ.”

Altında ise yalnızca birkaç kelime daha vardı:

“Özellikle de sizin hakkınızda yaptığı şeyi…”

Kalbim hızla çarpmaya başladı.

Kutuyu Nilsu’ya göstermeden sessizce yatak odama götürdüm.

Bunun kötü bir şaka olduğuna inanmak istiyordum.

Nilsu’nun benden saklayabileceği ne olabilirdi ki?

Onu üç yaşından beri ben büyütmüştüm.

Hayatımı ona adamıştım.

Yine de merakıma yenildim ve kutunun kapağını açtım.

İçindeki ilk şeyi gördüğüm anda ellerim titremeye başladı.

Ardından ikinci parçayı çıkardım.

Başım dönüyordu.

Çünkü kutunun içinde yalnızca Nilsu’nun geçmişine dair belgeler yoktu.

Benim geçmişime ait olduğunu düşündüğüm bir şey de vardı.

Ve gördüğüm şey, yıllardır kızım olarak büyüttüğüm Nilsu’nun benden çok büyük bir sırrı sakladığını gösteriyordu.

“Bunu bana nasıl yapabildi?” diye fısıldadım.

Tam o sırada arkamdaki kapı yavaşça açıldı.

Nilsu eşikte durmuş, elimde tuttuğum şeye bakıyordu.

Yüzündeki gülümseme bir anda kayboldu.

Gözleri doldu.

Sonra titreyen bir sesle yalnızca şunu söyledi:

“Baba… o kutuyu sana kimin gönderdiğini biliyorum.”

Ne diyeceğimi şaşırmıştım.

Ama Nilsu’nun ardından söylediği cümle, o kutunun içindekilerden bile daha korkunçtu.

Çünkü on beş yıldır doğru bildiğim her şeyin aslında büyük bir yalan olabileceğini ilk kez o anda anladım… Hikayenin tamamı ilk yorumda..

Reklamlar