Kocam benim üzerime kuma getirdi


“Ne aldı?”

“Bilmiyorum. Ama çok telaşlıydı.”

Ertesi sabah Ahmet’e sordum.

Bana öfkeyle baktı.

“Benim evimde ne aradığını sorgulayacak hale mi geldin?”

“Ben senin karınım.”

“Artık bunu fazla büyütme.”

O cümle içimde bir şeyleri kopardı.

Ama asıl şok birkaç gün sonra geldi.

Şule’nin doğumuna az kalmıştı. Gece yarısı onun odasından bir ses duydum. Kapıya yaklaştığımda Şule ağlıyordu.

“Neden ağlıyorsun?”

Beni görünce sustu.

“Ahmet benimle konuştu.”

“Ne söyledi?”

Şule uzun süre cevap vermedi.

Sonra titreyen elleriyle bir kâğıt uzattı.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.Bunu imzalamamı istedi.”

Kâğıtta, benim evden ayrılmam halinde Şule’nin ve çocuğun tüm mal varlığı üzerinde hak sahibi olacağı yazıyordu.

Fakat bir ayrıntı vardı.

Evin tapusu benim üzerimeydi.

Ahmet yıllar önce evin büyük bölümünü benim adıma devretmişti. Çünkü ailesinden kalan mirasın bazı hukuki sorunları vardı. Ben ise bunun sadece geçici bir işlem olduğunu sanmıştım.

Ahmet, Şule’ye yalan söylemişti.

“Bu ev benim,” diyordu.

Oysa değildi.

Şule gözyaşları içinde, “Beni de kullanmış,” dedi.

O gece ikimiz bir karar verdik.

Ahmet’a hiçbir şey belli etmeyecektik.

Doğumdan iki hafta sonra Şule sağlıklı bir erkek çocuk dünyaya getirdi. Ahmet hastanede sevinçten havalara uçuyordu.

Fakat eve döndüğümüzde onu büyük bir sürpriz bekliyordu.

Kapının önünde bir avukat ve noter vardı.

Ahmet beni görünce şaşırdı.

“Bunlar ne?”

Sakin bir şekilde cevap verdim:



Senin yıllardır benim üzerime kuma getirerek beni evimden çıkarmaya çalıştığın kadın, bugün senin planını bozdu.”

Şule bebeğiyle arkamda duruyordu.

Ahmet’ın yüzü bembeyaz oldu.

Avukat, evin tapusunu ve diğer belgeleri önüne koydu.

“Bu ev Nermin Hanım’a aittir. Ayrıca müvekkilinizin Şule Hanım’a sunduğu belgelerde ciddi usulsüzlükler tespit edildi.”

Ahmet bana öfkeyle baktı.

“Sen bunu nasıl yaparsın?”

İlk kez gözlerinin içine korkmadan baktım.

“Bana yaptığın şeyi geri çevirdim.”
Reklamlar