İçeri giren gelin, 77 yaşındaydı.



O gün sadece birkaç dakikalık bir konuşma yapmışlardı.

Ama sonrasında karşılaşmaları sıklaşmıştı.

Bazen apartmanın önünde sohbet ediyor, bazen Nermin Hanım kafeye uğradığında Arda ona çay getiriyordu. Zamanla konuşmaları alışkanlığa dönüşmüştü.

Arda, Nermin Hanım'ın parasına hiçbir zaman ilgi göstermemişti.

Hatta Nermin Hanım bir gün bunu açıkça sormuştu.

“Benim zengin olduğumu biliyor musun?”

Arda şaşkınlıkla ona bakmıştı.

“Evet.”

“Peki bundan hiç etkilenmiyor musun?”

Arda omuz silkip gülümsemişti...



“Ben sizin paranızla değil, sohbetinizle ilgileniyorum.”

Nermin Hanım o cümleyi uzun süre unutamamıştı.

Çünkü yıllardır çevresindeki insanların çoğu onun kim olduğuna değil, sahip olduklarına bakıyordu.

Arda ise onun geçmişini, korkularını, yalnızlığını ve hayallerini merak ediyordu.

Bir süre sonra aralarındaki bağ daha da güçlendi.

Fakat aşklarını ilk kez dile getirdiklerinde ikisi de bunun kolay olmayacağını biliyordu.

Nermin Hanım'ın çocukları karşı çıktı.

“Anne, bu çocuk senden çok küçük.”

“Ya paran için seninle evleniyorsa?”

“İnsanlar ne diyecek?”

Nermin Hanım bütün bu sözleri sessizce dinledi.

Sonunda yalnızca şunu söyledi:

“İnsanlar benim hayatımı yaşamıyor. Ben yaşıyorum.”

Arda da Nermin Hanım'a hiçbir zaman ailesinden uzaklaşmasını istemedi.

“Onları kaybetmeni istemiyorum,” dedi. “Beni seçmek zorunda değilsin. Eğer bir gün beni sevmediğini düşünürsen, giderim.”

Nermin Hanım gözlerinin içine bakarak cevap verdi:

“Ben seni genç olduğun için değil, yanımda kendim gibi olabildiğim için seviyorum.”

Aylar sonra evlenmeye karar verdiler.

Düğün günü geldiğinde salondaki herkesin aklında aynı soru vardı:

Bu evlilik gerçekten aşk mıydı?

Nikâh memuru ikisine de evlilik kararlarını sorduğunda Nermin Hanım hiç tereddüt etmeden “Evet” dedi.

Arda'nın sesi de aynı kararlılıkla yükseldi.
Reklamlar