Ayrıca hafif ekşi ve tuzlu tadı sayesinde mutfakta da sıkça tercih ediliyor. Şef Sergio Vitale, semizotunun tadını “limonsu ve hafif biberimsi” olarak tanımlıyor.
Tarihten bugüne uzanan bir besin
Semizotu aslında yeni keşfedilen bir bitki değil. ABD’nin ilk dönemlerinde de tüketilen bu bitkinin, Martha Washington tarafından da sevildiği biliniyor. Ancak 1900’lerin başında popülerliğini kaybetmişti.
Günümüzde ise çiftçiler, doğa toplayıcıları ve şefler sayesinde yeniden ilgi görmeye başladı.
Tüketirken dikkat!
Uzmanlar, doğadan toplanan semizotunun iyice yıkanması gerektiğini vurguluyor. Böylece olası zararlı kalıntılar temizlenmiş oluyor.
Salatalardan sıcak yemeklere kadar birçok tarifte kullanılabilen semizotu, doğru şekilde tüketildiğinde sağlığa önemli katkılar sağlayabiliyor.