Yirmi beş yaşındaydım ve hayatım boyunca hiç sahip olmadığım kadar büyük bir borcun içindeydim.

Yirmi beş yaşındaydım ve hayatım boyunca hiç sahip olmadığım kadar büyük bir borcun içindeydim.
Babamın tedavi masrafları, annemin yıllar önce vefatından sonra kalan kredi borçları ve kendi işlerini izlemek için çektiğim yanlış krediler üst üste binmişti. Banka hesaplarım sürekli eksiye düşüyor, yapısal susması görünüyor.
Tam o günlerde bir arkadaşım bana bir kadınla tanışmamı teklif etti.
“Kadın çok zengin” dedi. “Ama senden iyi derecede büyük.”
Gülüp geçtim.
“Ben zengin kadınları aramıyorum.”
Arkadaşım yüzüme baktı.
"Senin aradığın şey zenginlik değil, çıkış yolu. Bunu ikimiz de izledik."
Ertesi hafta onunla tanıştım.
Adı Nermin'di.
Yetmiş bir yaşındaydı.
Bunun dışında büyük bir köşkte var. Kocası yıllar önce ölmüş, ona ciddi bir servet bırakmıştı. Çocukları yurt dışında yaşıyor ve yıllardır anneleriyle doğru dürüst konuşuyorlardı.
Nermin Hanım ilk görüşmemizde bana beklemediğim bir soru sordu.
“Benden ne kim?”
Şaşırdım.
“Hiçbir şey.”
O zamandı.
"Yanlış cevap. Herkes bir şey ister."
Sessizlik.
Sonunda dürüstçe konuştum.
"Borçlarım var. Param yok. Ama sizin paranız için evlenmek istiyorumi söyleyemem."
"İyi" dedi. “Çünkü ben de aşk masalı istemiyorum.”
Daha sonra masanın üzerine bir dosya koydu.
"Ben yalnızım. Sen gençsin. Yanımda göreceğin sana iyi bir maaş veririm. Evlenirsen de hayat güvencesi karşılığında alacak bir sözleşme hazırlarız. Ama bir şartım var."
"Ne?"
“Bana yalan söylemeyeceksin.”
İşte o gün hayatım değişti.
Kısa bir süre sonra çevremdeki herkesin evlenmesinin büyük bir hata olduğunu söyledi. Bazıları beni dolandırıcı olarak gördü. Bazıları Nermin'in aklını kaybettiğini söyledi.
Ben ise kendime sürekli aynı soruyu soruyorum:
gerçekten onu kaybetmiştin, yoksa parasını mı sevdin?
Düğünümüz sade oldu.
Nikâh salonun çıktığımızda Nermin koluma girdi.
“Artık herkes seni miras avcısı sanacak” dedi.
Başladıeddim.
“Biliyorum.”
“Sen de kendini öyle görmeye başlarsan işte o zaman bitiz.”
İlk aylar oldukça sakindi.
Nermin bana geçmişini anlatmaya başladı.
Gençliğinde öğretmenmiş. Kocasıyla evlendikten sonra almayı bırakmış. Çocuklarını büyütmüş. Ama yıllar içinde devam eden evlilikleri sadece aynı evde yaşayan iki yabancıya dönüşmüş.
Kocasının patlamasında herkesin servetinin peşinde düştü.
Avukatlar, uzak akrabalar, yıllardır görmediği insanlar…
Nermin bir gün bana şöyle dedi:
"Zengin olmak kötü değil. Ama insanların sana neden gülümsediğini bilmemek çok yorucu."
O cümleyi hiç unutmadım.
Bir gece Nermin kimliği fenalaştı.
Hastanedeki doktorlar ciddi bir sağlık sorunu olduğunu bildirdiler....
Reklamlar