Restoranda yemek yerken yan masadaki kadın annemin kilosuyla alay etti.

“Restoranda yemek yerken yan masadaki kadın annemin kilosuyla alay etti. Annem başını öne eğip sessizce ağlamaya başladı. Ben onu teselli etmeye çalışırken kadın gülmeye devam etti… Ama o anda yapacağım şey, daha önce kimsenin aklına gelmeyecek bir ders olacaktı.”
“Restoranda annemle yemek yerken bir kadın onun kilosunu diline doladı ve herkesin içinde küçük düşürmeye çalıştı. Annem gözyaşlarına boğuldu, ben ise öfkeden ne yapacağımı şaşırdım. Fakat ona bağırmak yerine öyle bir hamle yaptım ki, birkaç dakika sonra restorandaki herkes sessizliğe büründü.”

Ben Doruk. Annem Şebnem benim için yalnızca annem değil, hayattaki en büyük destekçimdi. Yıllarca benim için çalışmış, kendi mutluluğunu çoğu zaman ikinci plana atmıştı.

Bu yüzden onu o akşam restorana götürürken yüzündeki mutluluğu görmek beni de sevindirmişti. Ancak masamıza yakın oturan Pınar isimli kadın, annemin kilosunu fark ettiği anda arkadaşlarına dönüp alaycı sözler söylemeye başladı.

İlk birkaç cümleyi görmezden geldim.

Sonra Pınar sesini yükseltti.

Annemin duyacağını bile bile kilosuyla ilgili ağır sözler söylemeye devam etti.

Annemin gözleri doldu. Bir süre kendisini tutmaya çalıştı ama sonunda sessizce ağlamaya başladı.

İçimdeki öfke giderek büyüyordu.

Pınar ise bununla yetinmeyip anneme dönerek, “Böyle görünüyorsanız insanların bakmasına şaşırmayın,” dedi.

İşte o an ayağa kalktım.

Ama kavga etmek yerine restorandaki garsona bir şey sordum.

Ardından telefonumdan bir fotoğraf açıp Pınar'a gösterdim.

Kadının yüzündeki bütün renk çekildi.

Annem bile ne olduğunu anlayamamıştı.

Pınar'ın bana “Bunu nereden buldun?” diye fısıldamasıyla aslında onun kim olduğunu çoktan öğrendiğimi anladı..

Çünkü o kadının kim olduğunu ve neden böyle davrandığını öğrenmiştim.

Ama öğrendiğim gerçek, anneme yaptığı hakaretten çok daha büyüktü…

Telefonumun ekranında açık olan fotoğrafa bir kez daha baktım. Fotoğraftaki kadın, birkaç yıl önce çekilmiş bir haber karesinde görünüyordu. Altında ise adı ve çalıştığı kurum yazıyordu. Pınar sadece sıradan bir restoran müşterisi değildi. Bir yardım kuruluşunda yönetici olarak çalışan, sosyal medyada sürekli insanlara yardım etmekten ve toplumsal duyarlılıktan bahseden biriydi. Daha da önemlisi, annemin yıllar önce tedavi gördüğü rehabilitasyon merkezinin bağış komitesinde görev yapmıştı.

Bunu öğrendiğimde öfkem daha da arttı.

Çünkü annem, yıllar önce geçirdiği ağır bir ameliyatın ardından aylarca tedavi görmüş, o süreçte aldığı ilaçlar ve hareket kısıtlılığı nedeniyle ciddi şekilde kilo almıştı. İnsanların dışarıdan gördüğü şey yalnızca kilosuydu. Kimse o kilonun arkasında uykusuz geceler, ağrılar, ilaçlar ve hayatta kalma mücadelesi olduğunu bilmiyordu.

Pınar'ın bunu bilip bilmediğini bilmiyordum. Fakat bilse bile hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini düşündüm.

Telefonumu cebime koyup annemin yanına döndüm. Hâlâ başı öne eğikti. Gözyaşlarını peçeteyle silmeye çalışıyor ama ellerinin titremesine engel olamıyordu.

“Anne,” dedim, “eve gidelim mi?”

Başını kaldırıp bana baktı. “Senin güzel akşamını mahvetmek istemiyorum oğlum.”

“Benim güzel akşamım sensin zaten.”

Bu cümleyi duyunca hafifçe gülümsedi. O gülümsemenin arkasında hâlâ büyük bir kırgınlık vardı.

Tam kalkacakken Pınar'ın sesi yeniden duyuldu.

“İnsanlar biraz da kendilerine bakmalı. Sonra neden üzülüyorlar diye ağlamamalı.”

Annem bu kez hiçbir şey söylemedi. Ben de söylemedim.

Çünkü artık ne yapacağımı biliyordum.

Restoranın yöneticisinin yanına gidip kısa bir konuşma yaptım. Ardından telefonumdaki fotoğrafı ve Pınar hakkında öğrendiğim bilgileri gösterdim. Fakat amacım onu restoranın ortasında küçük düşürmek değildi.

Yöneticiden sadece hesabımızı kapatmasını ve annem için özel bir masa hazırlanmasını istedim.

Sonra annemi alıp restoranın daha sakin bölümüne geçtik.

Pınar ise arkamızdan şaşkınlıkla bakıyordu.

Birkaç dakika sonra garson elinde küçük bir karton kutuyla yanımıza geldi.

Kutunun içinde iki dilim pasta vardı.

Annem şaşkınlıkla bana baktı.

“Bunlar nereden çıktı?”

“Şef ikram etti.”

Aslında biraz önce şefe annemin yaşadığı olayı anlatmıştım. Şef de anneme küçük bir jest yapmak istemişti.

Annem pastadan bir lokma aldı ve uzun zamandır ilk kez gerçekten gülümsedi.

Fakat benim aklım hâlâ Pınar'daydı.

Çünkü telefonumda onunla ilgili yalnızca bir haber fotoğrafı yoktu.DEVAMI DİĞER SAYFADA
Reklamlar