Oğlumun cenazesinde tabutun başında ağlıyordum. Tam o sırada gelinim kulağıma eğilip, “77 milyon dolardan sana bir kuruş bile kalmayacak…” dedi. Ardından avukat, “Madde 7’yi okuyorum” diyerek sert bir sesle konuştu: “Aklından bile geçirme, bu 77 milyon dolardan sana tek kuruş düşmeyecek.”
Gelinim Selin bu sözleri kulağıma öyle fısıldadı ki, sanki mezarlığın ateşine buz gibi bir zehir damlamıştı.
Karşımda oğlum Emir’in fotoğrafı çiçeklerle çevriliydi.
Ve onun arkasında duran Selin gülümsüyordu.
Bu bir dulun gülümsemesi değildi.
Bu, kazanmış bir kadının gülümsemesiydi.
İstanbul’daki Zincirlikuyu Mezarlığı’nda insanlar siyah kıyafetler içinde fısıldaşıyordu. “Büyük bir kayıp…” diyenler vardı. “Bu yaşta böyle bir servet…” diye konuşanlar… Bazıları omzuma dokunup geçiyordu; sanki acı bile bir formaliteye dönüşmüştü.

