“Ama yaptığı şeyin karşılığını öyle bir şekilde görecek ki…”
Kızımın yüzündeki merak daha da arttı. “Ne yapacaksın?” diye sordu.
Sandalyeye oturdum ve bir süre sustum. Aslında kafamda yıllardır biriken her şeyi aynı anda yapmak, Sevil’in kapısına gidip ona bağırmak, benden aldığı bütün eşyaları tek tek istemek, hatta yıllardır yaptığı saygısızlıkları yüzüne vurmak geliyordu. Fakat annemden öğrendiğim bir şey vardı. İnsanlara öfkelenmek kolaydı, asıl zor olan öfkeliyken doğru kararı verebilmekti. Bu yüzden derin bir nefes alıp kızımın gözlerine baktım.
“Ben onun gibi olmayacağım,” dedim. “Ama artık susmayacağım.”
O akşam bütün dolapları açıp Sevil’in benden aldığı eşyaları düşündüm. Merdiven, basınçlı yıkama makinesi, yavaş pişirici, buharlı pişirici, piknik çantası, fırın tepsisi… Sonra telefonumu elime alıp eski mesajlarımızı tek tek açtım. Her şeyi yazılı olarak istemişti. “Bir günlüğüne alabilir miyim?”, “Yarın kesin getiririm”, “Sana tertemiz bırakacağım” gibi onlarca mesaj duruyordu. Bazılarında eşyaları ne kadar dikkatli kullanacağını özellikle yazmıştı.İnsan ve Toplum
Tam o sırada mikserin alt kısmında küçük bir etiket fark ettim. Annem, yıllar önce her önemli eşyasına yaptığı gibi mikserin içine kendi adını ve satın aldığı tarihi küçük bir kağıda yazıp yapıştırmıştı. “Nermin, 1989.” O yazıyı görünce boğazım düğümlendi. Annemin ellerini, mutfakta hamur yoğururken yüzüne düşen saçlarını, ben çocukken bana fırından sıcak kek çıkarıp verdiği günleri hatırladım.
Kızım sessizce yanıma oturdu.
“Anne, mikseri tamir ettiremez miyiz?”
DEVAMI DİĞER SAYFADA

