Kocamın kumar borçları yüzünden evimize haciz gelince, rahmetli kayınvalidemin "Bana bir şey olursa sadece bunu sakla" dediği o ağır, gösterişsiz bakır tepsiyi antikacıya götürdüm; adam merceğiyle tepsinin arkasındaki mührü incelediğinde kepenkleri hızla kapatıp bana teklif ettiği o dudak uçuklatan servetle koca bir yalanın ortasında yaşadığımı anladım.
Antikacının kepenkleri indirişindeki telaş, içerideki havayı bir anda ağırlaştırmıştı. Sokaktan gelen sesler kesildi; sadece kalbimin hızlı atışını duyuyordum. Adam, tepsiyi kadife bir örtünün üzerine dikkatle bıraktı, merceğini tekrar gözüne götürdü ve sanki bir şeyden emin olmak ister gibi mührün üzerinden defalarca geçti.
“Bunun nereden geldiğini biliyor musun?” diye sordu, sesi fısıltıya yakındı.DEVAMI DİĞER SAYFADA

