Eşimle lisede tanıştım. İlk aşkımdı. Son sınıftaydık; Üniversite ziyaretleri planlıyor, gelecek hakkında hayaller kuruyorduk.
Lisede tanışmıştık. O benim ilk aşkımdı. Son sınıftaydık; üniversite ziyaretleri planlıyor, gelecek hakkında uzun uzun konuşuyorduk. Hayatımızın en heyecanlı dönemiydi.
Ama Kurban Bayramı'ndan bir hafta önce her şey bir anda değişti.
Karlı bir akşam anneannesinin ve dedesinin yolda giderken trafik kazası geçirdi. Telefon geldiğinde ne olduğunu anlayamadım. Hastaneye koştuğumda koridorlar antiseptik kaplıydı. Saatler sonra doktor beni kenara çekti ve sakin bir sesle konuştu:
“Hayatta kalmanın mucize… ama belden aşağılanması.”
O bir dünya yıkılmıştı.
Ama asıl yıkım, eve döndüğümde başladı.
Annem ve babamın kasabasında sevilen saygın avukatlardı. Hayata hep hesapla, mantıkla bakarlardı. olayların gerçeğindeki yüzleri değişti.
“Bu sana göre bir hayat değil,” dedi annem sert bir şekilde.
Babam daha da açık konuştu.
"Gençsin. Sağlıklı karakterlerle tanışabilirsin. Başarılı özellikler. Hayatını mahvetme."
Bölgedeki erkek arkadaşım bir gecede “yük” olmuştu.
Ama benim gözümde göze çarpan insandı.
Onu terk etme isteğim.
Bunun bedeli ağır oldu. Üniversite için biriktirdikleri bölümleri kestiler. Maddi desteklerini tamamen çektiler ve son olarak şunu söylediler:
“Eğer bu yolu seçersen, bizim bağın ısırır.”
O gece bir çanta hazırladım.
Ve onun ailesinin kapısını çalarım.
Beni içeri aldılar. Hiç soru sormadılar. Sadece olanlar.
Hayatımız o andan sonra bambaşka bir mücadeleye dönüştü. Ona bakmasına yardım uyguladı. Yarı zamanlı çalıştım. Derslerime geceleri yarıları çalıştım. Bazen çok yoruluyordum ama asla pişman olamadım.
Onu mezuniyet balosuna gitmeye ikna etti. Tekerlekli sandalyesiyle salona girdiğimizde herkes bize baktı. Fısıldaşmalar duyuldu.
Ama onun elinin beslenmesinde hiçbir önemi kalmadı.
Yıllar geçti.
Evlenip küçük ama mutlu bir hayat kurduk. Bir çocuğumuz oldu. Zor zamanlarımız oldu ama birlikte atlattık. Ailem ise bir daha hiç aramadı. Çocuğumuzun doğumunu bile ihmal etmediler.
Beş yıl boyunca sesini duymadım.
Ta ki o geldikten sonra akşam erken geldiğim güne kadar.
Kapıyı açtığımda mutfaktan alacağınız ürünler.
Tanıdık bir ses.
Kalbim bir an duracak gibi oldu.
Annem.
Mutfakta bulunuyor. Yüzü öfkeyle kıpkırmızıydı. Kocama doğru bazı ürünler veriyordu.
“Bunu ona nasıl yapabildin?!” diye bağırıyordu. “Kızıma buna yıl nasıl yalan söyleyebilirdin?!”
Donup kaldığım devamı için sonrki syfaya geçtinz...


