Uzun yıllar boyunca mükemmel bir evliliğimin olduğu yerlerde. Eşim Fuat ile hayatını sıfırdan kurduk. Paramız azdı ama ulaştığımız güvenimiz tamdı. Küçük bir aile işletmemiz vardı; Ben müşteri ilişkileri ve muhasebeyle ilgilenir, Fuat sahada çalışırdı. Akşamları eve yorgun ama mutlu döner, koltuğa genel olarak dışarıda yemek diyor, günün yorgunluğunu gülmelerle atardık. aslında bir takımdık.
Bir akşam salonumuza bakmıştı.
“Bir gün burada çocuklar koşacak” dedi.
“Sabırsızlanıyorum” diye karşılık anlaşmasım.
Hamile kaldığımda yaşadığım mutluluktan havalara uçtuk. Ultrason sırasında doktor ikiz beklediğimizi söylediğinde Fuat sevinçten yerinden fırladı. O gün aradılar. Babanın gururunu anlatıyordu. Hamileliğim boyunca ilgiliydi; bebek kitaplarını okudu, beşikler kurdu, gece karnımla konuştu. kendine güvende ve sevilmiş olanlarım.
Ama doğum onu değiştirdi.
18 saat süren sancıdan sonra alarmın tehlikeli seviyeye çıkarıldı ve acil sezaryen kararı alındı. Her şey çok hızlı gelişiyor. Ameliyathanede parlak ışıklar, makinelerin sesleri ve korku vardı. Fuatların ortadan kaldırılması ama gözlerindeki endişeleri unutamam.
İkizlerimiz Elif ve Emir sağlıklı doğdu. O yaşadığım gecikme tarifesi uygulanamazdı. Ama asıl zorluklar doğumdan sonra başladı.
Sezaryen basit bir doğum şekli değildir; büyük bir faaliyettir. Haftalarca doğrulmak, eğilmek, hatta gülmek bile acı vericiydi. Buna bir de iki yeni doğan bebek eklenmişti. İki saatte bir beslenme, alt değiştirme, gaz çıkarma… Geceler ve gündüzler toplanır.
İlk günlerde Fuat anlayışlıydı. “Dinlen” diyordu. Ama bu çok kısa sürdü.
Bir hafta sonra akşam içeriye giriş kontrolü yapıldı. Dağınıklığı fark etti.
“Bütün gün evdesin, toparlayamadın mı?” dedi.
Bir süre sonra yemek konusu başladı.
“Yine mi hazır yemek?”
“Bütün gün ne yapıyorsun?”
Bu soru içini parçaladı. Günlerim uykusuzluk, ağrı ve ağlayan iki bebek arasında geçiyordu. Ama anlatacak gücüm yoktu. Susmayı seçtim.
Eleştiriler arttı. Ev, yemek, temizlik…
“Ben çalışıyorum, sen evdesin” demeye başladı.
“Annem dört çocuk büyüttü,” dedi bir gün.
Ameliyat yeri ağrıyordu. Uykusuzluktan tükenmiştim. Ama bunların hepsi onun için mevcut.
Bir gece söylediği söz ise özünde bir şeyler koptu:
“Eğer bunu kaldıramıyorsan, belki ikizlere hazır değildin.” O gece karar verdim.Devamı sonrki syfada..

