Ben 28 yaşındayım. Adım Sedef.


“Ben gidince apar topar gelecekler.”

Sonra gözlerimin içine baktı.
“Eğer ortalık karışırsa… Karabaş’ı sen al.”

Üç ay sonra onu kaybettik.

Cenazeden iki gün sonra avukatın ofisinde otururken, yasın ağırlığından çok başka bir şey hissediliyordu: Beklenti. Merve ile Derya’nın gözleri sürekli dosyalara kayıyordu.

“Ev ne olacak?” diye sordu Merve sabırsızca.
“Üçe mi bölünüyor?” dedi Derya.

Avukat gözlüğünü düzeltti. “Nermin Hanım evi Merve ve Derya’ya ortak olarak bıraktı.”

Yüzleri bir anda aydınlandı. İçimde hafif bir sızı oldu ama şaşırmadım.

Sonra avukat bana döndü.
“Sedef, Nermin Hanım köpeği Karabaş’ı sana bıraktı.”

Derya kahkaha attı.
“Şaka yapıyorsunuz, değil mi?”

Merve alaycı bir sesle, “Onca fedakârlığa karşılık köpek ha? Hayırlı olsun.” dedi.

Hiçbir şey söylemedim. Karabaş’ın tasmasını tuttum ve çıktım. O ev artık bana ait değildi. Ama büyükannemin bana verdiği söz vardı.
Reklamlar