BABASI, DOĞUŞTAN KÖR OLAN KIZINI BİR DİLENCİYLE EVLENDİRDİ

BABASI, DOĞUŞTAN KÖR OLAN KIZINI BİR DİLENCİYLE EVLENDİRDİ — AMA SONRASINDA YAŞANANLAR KÖYDEKİ HERKESİ ŞAŞKINA ÇEVİRDİ.

Şahika’nın kalbi hızla çarpmaya başladı. Selim’in ellerini bırakmak istemedi ama adamın sesindeki titreme, söyleyeceği şeyin sıradan bir sır olmadığını anlatıyordu.

“Bana gerçeği söyle,” diye tekrarladı Şahika. “Kim olduğunu bilmek hakkım.”

Selim uzun süre sustu. Sonunda derin bir nefes aldı.

“Ben dilenci değilim.”

Şahika’nın yüzü gerildi. Feride’nin pazarda söyledikleri zihninde yankılandı.

“O zaman neden yıllardır dilenci gibi yaşıyorsun?”

Selim başını eğdi.

“Çünkü seni bulabilmek için başka yolum yoktu.”

Şahika bu sözün ne anlama geldiğini anlayamamıştı.

“Beni bulmak mı? Sen beni daha önce tanıyor muydun?”

Selim onun ellerini daha sıkı tuttu.

“Hayır. Ama senin kim olduğunu yıllar önce öğrendim. Seni bulmamı isteyen biri vardı. Annen.”

Şahika bir anda nefesini tuttu.

“Annem mi?”

“Evet. Fakat annen öldüğünde sen daha beş yaşındaydın. Sana hiçbir şey anlatılamadı. Çünkü baban buna izin vermedi.”

Şahika’nın gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı.

“Babam annem hakkında neden hiçbir şey anlatmadı?”

Selim’in sesi ağırlaştı.

“Çünkü annenin ölümü sandığın gibi değildi.”

Bu cümle Şahika’nın içini buz gibi yaptı.

Annesinin yıllar önce hastalanarak öldüğü söylenmişti. En azından babası ona hep böyle anlatmıştı. Küçük yaşta olduğu için fazla soru sormamış, annesinin sesini ve saçlarına sinen sabun kokusunu hatırlamakla yetinmişti.

“Annem nasıl öldü?” diye fısıldadı.

Selim cevap vermeden önce uzun süre düşündü.

“Annen, babanın senden nefret etmesinin sebebi değildi. Asıl sebep, senin doğduğun gece öğrendiği bir şeydi.”

Şahika titreyen ellerini çekti.

“Ne öğrendi?”

Selim ayağa kalktı ve kulübenin köşesindeki eski sandığa yöneldi. Sandığı açtı. İçinden yıllardır özenle saklanmış küçük bir bohça çıkardı.

Bohçayı Şahika’nın önüne bıraktı.

“Bunu annen bana emanet etti.” DEVAMI DİĞER SAYFADA
Reklamlar